26.Mayıs.2022 12:00

Yağ ve şeker oranı yüksek gıdaların fazla tüketimi, fast food tüketiminin artması, hareketsiz yaşam gibi ...

Yağ ve şeker oranı yüksek gıdaların fazla tüketimi, fast food tüketiminin artması, hareketsiz yaşam gibi birçok faktörden kaynaklanan obezite, çağımızın en büyük halk sorunlarından birini oluşturuyor.

Dünya Sağlık Örgütü verileri dünyada 1,9 milyar fazla kilolu ve 650 milyon obez birey bulunduğunu söylüyor. DSÖ’nün en son yayınladığı raporda yetişkin nüfusta Türkiye, %32 obezite oranıyla Avrupa’da ilk sırada.

Küresel salgında evde kalma süresinin artmasıyla yeme davranış bozukluğunun ve hareketsizliğin bu oranı kısa sürede daha da arttığı görülüyor. Sağlıksız atıştırmalıkların ve ihtiyaç fazlası karbonhidrat tüketiminin yükselişi de obeziteyi tetikleyen unsurlar olarak öne çıkıyor. Birçok kronik hastalığı da beraberinde getiren obezite, başta tip 2 diyabet olmak üzere, hipertansiyon, kalp hastalığı, yağlı karaciğer hastalığı gibi birçok kronik kardiyometabolik hastalığa zemin oluşturuyor.

Obeziteye Karşı Nasıl Beslenilmeli?

Obez bireylerde kanser gelişimine, safra taşları, kısırlık, astım ve solunum yolu hastalıklarına, uyku apnesine daha sık rastlanıyor. Ayrıca kas iskelet sistemine ait pek çok mekanik yakınma ve depresyon, duygu durum bozuklukları gibi ruhsal hastalıklar da sık görülüyor.

Şeker ve yağ oranı yüksek yiyecekler yerine sebze, meyve ve baklagil ağırlıklı beslenmek, düzenli egzersiz ve haraketli, aktif bir yaşam sürmek obezitenin önüne geçmek için altın öneriler arasında yer alıyor.

Lifli gıdalarla beslenme, sağlıklı ve dengeli öğünlerin vazgeçilmezi durumunda. En zengin lif kaynağı besinler olan tam tahıl ürünleri ve kuru baklagillere sofralarda yer açarak ve bakliyat ürünlerini beslenme alışkanlığımızın vazgeçilmezleri arasına alarak obezite sorunlarının önüne geçmek mümkün.

Obeziteyle Mücadelede Bakliyat Tüketiminin Önemi

İçerdikleri besin değerleriyle baklagiller, kilo kontrolünü sağlama ve obezite ile mücadelede önemli bir rol üstleniyor. Yayla Agro Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş, dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük halk sağlığı problemlerinden biri olan obezite ile savaşta baklagillerin, “değerli besin” olarak kabul edildiğini belirterek, bakliyat tüketiminin artmasının toplum sağlığı açısından taşıdığı öneme işaret ediyor.

Geleneksel beslenme alışkanlıklarının terkedilmesiyle kilo ve obezitenin önemli bir toplum sağlığı sorunu haline geldiğini söyleyen Hasan Gümüş, değerli birer vitamin, mineral, lif ve bitkisel protein kaynağı olan baklagillerin sofralarımızda daha fazla yer alması gerektiğini belirtiyor. Gümüş “Eskiden olduğu gibi kuru fasulye, nohut, yeşil ve kırmızı mercimek, bulgur ile yapılmış sağlıklı ve lezzetli yemekleri öğünlerimizde daha fazla tüketmeliyiz.” çağrısında bulunuyor.

Obeziteye Karşı Hangi Baklagiller Tüketilmeli?

Sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin vazgeçilmesi olan baklagilleri, haftada en az 3-4 kez tüketerek hem obezite riskini azaltabilir hem de bağışıklık sisteminizi güçlendirip virüs kaynaklı hastalıklar başta olmak üzere pek çok hastalığa karşı kendinizi koruyabilirsiniz.

Yapılan araştırmalarda bir kişinin günlük 5-6 yemek kaşığı kuru fasulye veya nohut tüketimiyle toplam enerji, yağ ve doymuş yağ alımını azalttığı; lif, protein, magnezyum, demir, folat ve çinko alımını ise arttırdığı görülüyor.

Obeziteyi Önlemek İçin Neler Yapmalı?

Kilo alımını durdurmak ve dengeli beslenerek obezite riskini azaltmak için sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmek ve düzenli olarak fiziksel aktivitede bulunmak en temel önlemler. Bunların yanı sıra; porsiyonlarınızı küçültmek, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durarak günde en az 2-3 litre sıvı tüketmek, asansör yerine merdiven kullanmak ve yürüyüş mesafesindeki yerlere yürüyerek gitmek, günde en az 7-9 saat uyku ile dinlenmek obeziteyle mücadeleye destek olacak aktiviteler olarak öneriliyor.

şinin sosyal hayatını da etkileyen obezite, insan ömrünü 10 yıl azaltıyor. Ayrıca obezite sorunu yaşayanlar, normal kilodaki bir insana kıyasla Covid-19 hastalığında hastaneye yatışta iki kat daha fazla risk altında.

Türkiye’de her 3 kişiden 1’i obez

Obezite oranları 1975 yılından bu yana yetişkinlerde 3 kat, çocuk ve ergenlerde ise neredeyse 5 kat artarak, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde her yaştan insanı olumsuz etkiliyor. Fazla kilolu ve obez bireylerin sayısı, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de hızla artıyor. TBMM’de obezite ile mücadele kapsamında kurulan alt komisyonun raporuna göre kadınlarda obezite oranı yüzde 39,1; erkeklerde ise yüzde 24,5. Nüfusun yüzde 34’ü de aşırı kilolu. Bu oran erkeklerde yüzde 39,9; kadınlarda yüzde 27,6. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de 15 yaş üstü bireylerde obezite oranı 2008’de yüzde 15,2 iken 2014’e gelindiğinde bu oran yüzde 31,1 artışla yüzde 19,9’a yükseldi. Artış eğiliminin de sürdüğü kaydedildi. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018-2019 yılı obezite verilerine göre ise Türkiye’de her 3 kişiden 1’i obez.

Sağlıklı ve besleyici sofraların baş tacı baklagiller…

Şeker ve yağ oranı yüksek yiyecekler yerine sebze, meyve ve baklagil ağırlıklı beslenmek, düzenli egzersiz ve haraketli, aktif bir yaşam sürmek obezitenin önüne geçmek için altın öneriler arasında yer alıyor. Lifli gıdalarla beslenme, sağlıklı ve dengeli öğünler için vazgeçilmez. En etkin lif (posa) kaynağı besinler olan tam tahıl ürünleri ve kuru baklagillere sofralarda yer açarak fazla kilo ve obezite sorunlarının önüne geçmek mümkün.

Geleneksel yemeklere dönüş başladı…

Yayla Agro Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş, 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, son yıllarda hızlanan ve değişen yaşam tarzının getirdiği bir sonuç olarak geleneksel beslenme alışkanlıklarının yavaş yavaş terkedilmesi ile beraber sağlık sorunlarının da arttığını, aşırı kilo ve obezitenin önemli bir toplum sağlığı sorunu haline geldiğini söyledi. Türkiye’de de fazla kilo ve obezite sorunlarının çoğaldığını, rakamların ülkemizde her 3 kişiden 1’inin obez olduğunu ve dünya sıralamasında hızla yükseldiğini belirten Hasan Gümüş, değerli birer vitamin, mineral, lif ve bitkisel protein kaynağı olan baklagillerin sofralarımızda daha fazla yer alması gerektiğini belirterek, “Eskiden olduğu gibi kuru fasulye, nohut, yeşil ve kırmızı mercimek, bulgur ile yapılmış sağlıklı ve lezzetli yemekleri öğünlerimizde daha fazla tüketmeliyiz. Pandemi ile beraber bağışıklığı güçlendirmenin, sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmenin önemini daha iyi anladık. Pandemi döneminde ülkemizde ve dünyada bakliyat ürünlerine olan talep önemli oranda arttı. Buna bağlı olarak geleneksel yemekler ve lezzetler önem kazandı. Artık insanlar evlerinde ve dışarıda sağlıklı yemekler tüketmek istiyor. Biz de Yayla Agro olarak, “Geleceğin Sağlıklı Nesillerini İnşa Etme” misyonumuz çerçevesinde insanların ev yapımı tadında, katkısız ve koruyucusuz sağlıklı yemekleri pratik bir biçimde tüketebilecekleri, inovatif Yemek Hazır ürün serimizi geliştirdik. Yeni nesil tüketicilerimiz geleneksel yemekleri yapmakta ve ulaşmakta zorlanabiliyor. İşte bu kesimin anne yemeği özlemini, çorbadan barbunya pilakiye, nohutlu ve yeşil mercimekli bulgur pilavından makarnaya, etli kuru fasulyeden şehriyeli pirinç pilavı ve hoşafa kadar pek çok lezzeti barındıran Yemek Hazır ürünlerimizle karşılıyor, geleneği geleceğe taşıyoruz” diye konuştu.

Sağlık için pek çok faydası olan baklagillerin bugün dünyanın ve ülkemizin en büyük halk sağlığı sorunlarından biri haline gelen obezite ile savaşta da ön saflarda yer aldığını söyleyen Hasan Gümüş açıklamalarını şöyle bitirdi; “Bilimsel çalışmalarda obezite ile mücadele noktasında baklagiller için “değerli besin” tanımlaması yapılıyor. Baklagiller, hem daha düşük kalori içeriğine sahip olmaları hem de yüksek protein değerleri ve yüksek lif içerikleri ile değerli besinlerdir. Uluslararası birçok organizasyon obezitenin yönetiminde baklagil tüketimini öneriyor. Yüksek protein, biyoaktif bileşikler içeren ve uzun süre tokluk sağlayan baklagilleri haftada 3-4 kez tüketerek gerek obezite gerekse pek çok hastalığın önüne geçebiliriz.”

Rakamlarla Obezite…

  • Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya çapında obezite 1975 yılından bu yana üç kat arttı.
  • 2016 rakamları ile 18 yaş ve üzeri 1,9 milyardan fazla yetişkin fazla kilolu iken bunların 650 milyonu obez.
  • Yine 2016 yılı verileri ile 18 yaş üzeri yetişkinlerin yüzde 39’u fazla kiloluyken, dünyadaki yetişkin nüfusunun yüzde 13’ü ise obez.
  • 2016 rakamları ile 5-19 yaş aralığındaki 340 milyondan fazla çocuk ve ergen, fazla kilolu ya da obez.
  • 5-19 yaş arası çocuk ve ergenler arasında fazla kilo ve obezite görülme sıklığı yıllar içinde artışa geçti. 1975 yılında yüzde 4 iken 2016 yılında bu yaş grubundaki çocuk ve ergenlerde fazla kilo ve obezite oranı yüzde 18’e yükseldi.
  • 2020 yılı verilerine göre 5 yaş altı 39 milyon çocuk fazla kilolu ya da obez.
  • Dünya nüfusunun ağırlıklı yaşadığı ülkelerde, obezite ve fazla kilo, normal kilonun altındaki insanlara kıyasla daha fazla kişinin ölümüne sebep oluyor.
  • Dünya Sağlık Örgütü 2018-2019 yılı obezite verilerine göre, Türkiye'de her 3 kişiden 1'i obez. OECD ülkelerinde, obezite kaynaklı hastalıkların tedavisi, toplam sağlık harcamalarının yüzde 8,4’ünü oluşturuyor.
Bu makale size faydalı oldu mu?