02.Ağustos.2022 12:00

Baklagillerin Metan Gazını Azaltıcı Etkisi

Bilim insanları tarafından uzun yıllar boyunca bahsedilen en önemli konuların başında küresel ısınma yer almaktadır. Buzulların erimesi, iklimlerde yaşanan farklılıklar, bazı hayvan türlerinin yok olması, kuraklık, sağlık sorunları ve en önemlisi ise gıda tehdidi gibi birçok sorunun temel nedeni; metan gazlarıdır. Sera gazı olarak da geçen bu gazların artması, küresel ısınmaya yol açmaktadır. Endüstriyel gelişim, sanayileşme, bilinçsiz bir şekilde fosil yakıtların kullanılması gibi nedenler dolayısıyla atmosfere ciddi derecede karbondioksit salınımı gerçekleşmektedir. Bu salınıma bağlı olarak ozon tabakası, tehlikeli bir boyutta delinmeye başlamaktadır. Doğayı tehdit eden metan gazları için azaltıcı önlem alınmazsa, gelecek pekte iç açıcı görülmemektedir.

Dünya Meteoroloji Örgütü'nün yapmış olduğu araştırmalar, havadaki karbondioksit oranının 2015 yılında zirve noktaya ulaştığı yönündedir ve bu durum, artarak devam etmektedir. Peki insanların tüketim alışkanlığının bu gazlar üzerinde etkisi nedir? Açıklanan veriler, oldukça şaşırtıcıdır. Birleşmiş Milletler ‘in yapmış olduğu araştırmalar sonucunda günümüzde hayvansal gıdaya dayalı beslenme şekli, %25-30 seviyesinde sera gazı salınımına neden olmaktadır. Ayrıca yine Birleşmiş Milletler‘in, ‘Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’ne göre özellikle hayvancılık sektörü, bu zararlı gazların oluşumunda %12 oranında pay taşımaktadır. Şöyle ki inek, dana gibi hayvanların çıkardığı gazlar, beslenmeleri için üretilen yemler, gübrelerin üretilmesi, hayvansal atıklar, havadaki karbondioksit seviyesini ciddi şekilde arttırmaktadır. Tüm bu veriler doğrultusunda geleceğimizi güvence altına almak ve doğanın dengesini korumak için neler yapılabilir? Öncelikle işe kendi yeme alışkanlıklarımızı değiştirerek başlayabiliriz. Vegan ve vejetaryen esaslı beslenme tarzına sahip olmak, sera gazlarının azalmasında önemli ölçüde etki edecektir. Çünkü et tüketimine bağlı olmayan beslenme alışkanlıkları, hayvan yetiştiriciliğini engelleyecek ve buna bağlı olarak sera gazlarının azaltılmasına katkı sağlayacaktır.

BM'nin sunduğu bulgular, vegan ve vejetaryen beslenmenin artmasıyla beraber gelecek yıllarda metan gazı oranının 65-80 milyon ton azalabileceği yönündedir. Vejetaryen tüketimin sağlanması ile bireysel olarak sera gazı oluşumu, %10 olarak azalma sağlayacaktır. Bu rakamlar, oldukça ciddi bir iyileşmenin olacağını göstermektedir. Şöyle ki etten ziyade sebze, meyve ve baklagil odaklı tüketim sayesinde küresel ısınmanın önüne geçilmesi son derece mümkün bulunmaktadır. Özellikle vegan ve vejetaryen beslenmede ette bulunan proteinler alınmadığı için bu ihtiyacı büyük oranda karşılayan bakliyat ürünleri, oldukça fazla önem taşımaktadır. Hayvansal gıdaların yerine bakliyat ürünlerinin tüketilmesi küresel anlamda ciddi katkılar sağlayacaktır. Öyle ki tüm dünya nüfusunun vejetaryen beslenmeye geçtiği düşünülürse 2050 yılına ulaştığımızda 8 milyar tona yakın karbondioksitin yok olacağı düşünülmektedir.

Burada esas olarak yapılması gereken şey, bitkisel ürünlerin tüketilmesidir. Tam bu noktada bakliyat ürünleri, hem günümüz hem de gelecek için kurtarıcı niteliktedir. Bakliyat tüketimine dayalı gıda sanayi ile gerekli olan vitaminleri almak ve buna bağlı olarak sera gazı oranını azaltmak oldukça mümkündür. Tüm bu bilgilerden yola çıkacak olursak bitkisel tabanlı tüketim tarzı, özellikle baklagillerin protein kaynağı olarak tüketilmesi; küresel ısınmanın önüne geçmeyi sağlayan etkenlerden biri olacaktır. Bu noktada dünyamızı korumak için baklagillerin gıda üretimi ve tüketimi üzerine yapılacak çalışmalar, iyi bir gelecek için önem taşımaktadır.

 

Bu makale size faydalı oldu mu?