20.Haziran.2022 12:00

Atmosferde bulunan karbondioksit, metan, su buharı, ozon, azot oksit vb. gazlar sera gazları olarak tanımlanıyor. Bu gazlar, yerkürenin güneş ışınlarıyla ısınmasını ve yaşamın devamlılığını sağlıyor. Öyle ki, sera gazlarının yokluğunda yeryüzünün ortalama sıcaklığının -18°C civarında olacağı tahmin ediliyor. Sera gazlarının bu doğal etkisi “sera gazı etkisi” olarak adlandırılıyor.

Sera Gazları Neden Zararlı?

Sera gazlarının insanlık için bu vazgeçilmez etkisi, 18. yüzyıldan sonra giderek artan sanayileşme ile tamamen tersine dönmüş durumda. Kömür, petrol ve doğalgaz gibi karbon kaynaklı yakıtların endüstride ve günlük hayattaki aşırı tüketimi, atmosferdeki sera gazı emisyonunu arttırarak yerkürenin her geçen gün daha da sıcak bir yer olmasına ve doğanın eşsiz dengesinin bozulmasına yol açıyor.

İklim Değişikliği Gıda Üretimine Nasıl Etki Ediyor?

Sera gazlarındaki artışın sebep olduğu bu duruma iklim değişikliği deniyor. İklim değişikliği farklı bölgelerde farklı olumsuz sonuçları doğurabiliyor. Kimi bölgeler bu değişiklik yüzünden uzun süren kuraklıklar yaşarken kimi bölgeler yoğun yağışlar ve sel felaketleriyle karşı karşıya kalıyor. Tüm bunlar, tarımsal faaliyetleri ve dolayısıyla gıda üretimini doğrudan etkiliyor.

Örneğin; 2012 yılında Amerika’da yaşanan kuraklık tarım arazilerinin yaklaşık %80’ini etkiledi. Mısır verimi 1995’te son görülen seviyelere düştü. Bu kuraklık nedeniyle artan gıda ve enerji fiyatları ABD ekonomisini hala etkiliyor.

Diğer bir örnek; 2003 ve 2010 yıllarında sıcak hava dalgalarının neden olduğu yoğun sıcaklık, Avrupa ve Rusya’nın etkilenen bölgelerinde tahıl verimini sırasıyla % 20 ve %25-30 düşürmüş durumda. Buna benzer örnekler, tarımın ve gıdanın sürdürülebilirliğiyle ilgili kaygıların artmasına sebep oluyor.

Hal böyleyken tüm dünyada küresel ısınma ile mücadele için dev adımlar atılıyor. Avrupa Parlamentosu'nun 24 Haziran 2021 tarihinde onayladığı ve “Yeşil Mutabakat” adı verilen iklim yasasına göre, AB ülkeleri karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar yüzde 55 azaltmayı, 2050 yılına kadar ise karbon nötr olmayı hedefliyor.

 

Sürdürülebilir DünYayla

Kurulduğu günden beri tüm faaliyetlerinin odağına daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir dünya koyan Yayla Agro, Kurumsal Karbon Ayak İzini hesaplatan sayılı firmalar arasında bulunuyor.

“Sürdürülebilir DünYayla” mottosuyla tüm operasyonlarında yenilenebilir enerjiye odaklanan Yayla Agro’nun Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş, kurumsal Karbon Ayak İzi hesaplaması sayesinde gıdanın geleceğine yönelik hedeflerini ve yol haritalarını çizdiklerini, bu çalışma sayesinde kurumsal ayak izlerini nasıl azaltabileceklerini belirleme konusunda noktasında değerli sonuçlara ulaştıklarını belirtiyor.

 

Sıfır Açlık İçin Sıfır Karbon

İklim dengesinin korunarak tarımsal faaliyetlerde verimliliğin ve sürekliliğin sağlanması, gelecek nesillerin de sağlıklı, besleyici ve sürdürülebilir gıdayla buluşmaları insanlığın ve kurumların sıfır karbon vizyonuna bağlı.

Bu sebeple sıfır karbon için tüm üreticilerin ve bireylerin azami düzeyde duyarlı olmaları gerekiyor. Gelecek nesilleri doyuracak ve kıtlık riskini azaltacak önlemleri alan ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelen markaların sayısının artması insanlık ve dünyamız için büyük önem arz ediyor.

Bu makale size faydalı oldu mu?